Cevher Özer: "A takım seviyesinde değil ama altyapılarda görev almayı isterim."

 

Pelin Kuzu: Basketbol oynamaya nasıl başladınız? Sizi basketbol oynamaya kim yönlendirdi?

Cevher Özer: Basketbola tesadüf eseri başladım. Hiç aklımda olmayan bir spordu. Tabii arkadaşlarımla oynuyordum.  Beden eğitimi öğretmenimin beni yönlendirmesi ile başladım. Boyumun uzun olduğunu görünce “Sen neden basketbol oynamıyorsun? ” dedi. O zaman da Vestel’in altyapısını Özlem Çete çalıştırıyordu. Beden eğitimi öğretmenim Özlem Çete’ye yönlendirdi. Gittim ve gidiş o gidiş…

 

P.K: Sonrasında Türk Telekom altyapısında oynadınız. Şu anda da Türk Telekom A takımdasınız. Peki alt yapısında yetiştiğiniz bir takımda oynamanın avantajları ve dejavantajları nelerdir?

C.Ö: Avantajı ben buradan ayrılırken bıraktığım her şey aynı şekilde duruyor. İnsanlar hiçbir şekilde değişmemiş. Her şey yerli yerinde duruyor. Bu nedenle bir yabancılık hissetmiyorum.  Dezavantajı  bazen heyecan yaratabiliyor olması.  ‘’Beklentileri karşılayabilir miyim?’’düşüncesi stres yaratıyor. Ama o stresi de zaman içinde aşıyorsunuz.  Şu an için öyle bir stresim yok. Tabii ki aynı zamanda altyapısında oynadığın bir takımda A takım kademesinde oynamak keyifli…

 

 

P.K: Ankara’da altyapıları nasıl buluyorsunuz? Türk Telekom’da altyapılardan dikkatinizi çeken, antrenmanda özellikle çalıştırdığınız bir oyuncu var mı?

C.Ö: Benim oynadığım zamanki Türk Telekom altyapısı ile şu anda ki Türk Telekom altyapısı arasında çok büyük fark var tabii ki. Hem oyuncu kalitesi açısından hem de veliler o dönem çok fazla işin içinde değillerdi. Şu anda veliler çok işin içinde.  Çok fazla takip ediyorlar. Bu aslında güzel bir olay ama zaman zaman ters tepki ettiği oyuncular da oluyor. O yüzden veli etkeni oyuncu gelişimini de etkiliyor. Oyuncu sonuçta tribünde bağıran annesinden ve babasından da etkileniyor.Oysa o sırada asıl dinlemesi gereken kişi antrenörü ama  tam tersi olaylar oluyor . İki dönemi karşılaştırdığımda benim oynadığım dönem daha keyifliydi. Burada altyapıda çok fazla ismi takip edemiyorum. Geçen sene Ted Ankara Kolejliler’de Ayberk ile çalışma fırsatım oldu. Çok yetenekli bir çocuk. Bu işin üzerine biraz daha eğilebilirse çok daha başarılı olacağına inanıyorum.  Bu sene sezon başında genç takımdan bir iki oyuncu arkadaşımız bizimle antrenmanlara katıldı. Şu an sadece Canberk var. Canberk ile mümkün olduğunca konuşmaya çalışıyorum. Ona daha çok mental olarak yardımcı olmaya çalışıyorum. Çünkü benim pozisyonumda bir oyuncu değil. Guard oynuyor.

 

P.K: Altyapıların gelişmesi adına neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

C.Ö: İnsanların üç büyük ilden oyuncu çıkartmak daha kolayına geliyor. Ama baktığınız zaman Anadolu’daki illerde çok daha fazla oyuncu çıkarabilme potansiyeli var. Bence taramaların daha geniş olması lazım.Kafasını  bu işe yatırabilecek olan oyuncular biraz daha ön planda olmalı. Biraz yetenek ve çok yatırım yaparak uzun yıllar ligde oynamış oyuncular var. Oyuncu yetiştirirken biraz daha sabırlı olmak gerekiyor. Biz altyapıda da ülke olarak hep başarı istiyoruz. Oyuncu çıkart ama başarılı da ol deniyor. O süreci çok iyi idare edemiyoruz. Bu durumda da kaybolan bir çok oyuncu oluyor. Benim oynadığım dönemde A takıma çıkan sadece ben ve Mutlu var. Ama o takımda çok yetenekli oyuncular vardı. O süreçte iyi yönlendirilmedikleri için hepsi bambaşka hayatlara yöneldiler. Bunun önüne geçilmesi  için  ilk önce oyunculara  mental destek verilmeli.  Yetenek , tecrübe kazanarak illaki gelişir. Ancak Ankara’da mental gelişim zor. Zaman zaman altyapı maçlarını izliyorum. Gördüğüm maç skorları ve velilerin davranışları dehşete düşürüyor maalesef. Bu maçların başarıya odaklanmaması gerekiyor. Oyuncuların fiziksel gelişimini, yaptığı işten keyif almalarını sağlamak gerekirken iş  bir anda rekabete dönüşüyor. 

 

 

P.K: İyi bir sporcu olmak için neler yapmak gerekir?

C.Ö: Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişir. Bazı insanlar kendine çok iyi bakarlar ama sürekli sakatlık geçirirler. Bazıları da hiç dikkat etmezler. Sporcu gibi yaşamazlar. Ama belli bir formda kalmayı başarırlar. Ama tabii ki düzenli  bir yaşam, iyi beslenme vs  spor yaşantısını olumlu etkiler.

 

P.K: Basketbol Süper Ligi’nin kalitesini nasıl buluyorsunuz?

C.Ö: Çok üst düzeyde. Geçen seneden başlayan yabancı sınırlamasının kalkmasıyla birlikte her takım her takımı yenebilecek güçte. Ligin en üstündeki takımla en altındaki takım bile maç yaptığında favori takım çok zor söyleniyor. Bütçelere bakıldığında tabii ki kağıt üzerinde favoriyi söyleyebiliyorsunuz. Ama saha içinde gördüğünüz zaman düşünceniz değişebiliyor. O yüzden kaliteli bir lig oluyor ve zor geçiyor.

 

P.K: Yabancı sınırlandırılmasının kalkması konusunda ne düşünüyorsunuz?

C.Ö: Ben tamamen karşıyım. Altyapıdan çıkan oyuncuların ne olursa olsun bir şekilde ligde yer alması gerekiyor.  O oyuncular Milli Takımı temsil edecekler. Oynamadan temsil edilmiş bir milli takımla oynayan oyunculardan oluşmuş bir milli takım arasında dağlar kadar fark var. Bunu İspanyollar ve Fransızlar her sene gösteriyorlar.

 

P.K: Aktif basketbol hayatınız sonrası yine basketbol içinde kalmayı düşünüyor musunuz?

C.Ö: Bu biraz da o dönem ki ruh halime bağlı olacak büyük ihtimalle. Yani zaman zaman düşünüyorum. Zaman zamanda hiç düşünmüyorum hatta. Ama kalacakmış gibiyim. A takım seviyesinde değil ama altyapılarda görev almayı isterim. Çocuklarla ilgilenmeyi seviyorum.

 

P.K: Altyapıya ilişkin unutamadığınız bir anınız var mı?

C.Ö: Yıldız milli takımla kazandığımız Avrupa üçüncülüğü var. Türk Telekom’da İzmir’de final oynayıp  çok uzun yıllar sonra gelmiş bir madalya var.

 

P.K: Bu yoğun tempoda performansınızı yüksek tutabilmek için özel bir çalışmanız var mı?

C.Ö: Takımımızın kondisyoneri bana biraz mental koçluk yapıyor. O’ndan kendimi daha da geliştirmek için neler yapabileceğim; nasıl çalışabileceğim konularında yardım alıyorum.

 

 

P.K: Eurocup hedefleriniz neler?

C.Ö: Hedefimiz öncelikle Final Four’a kalmak. Bunu da yapabilecek potansiyelimiz var. Ama adım adım gitmek zorundayız. Maç maç konsantre olmalıyız. Kupayı tabii ki alıp Ankara’ya getirmek istiyoruz. Hem benim için altyapısından yetiştiğim bir yere kupa getirebilmek paha biçilmez bir olay olur.

 

P.K: Hakemlerle fikir ayrılığına düşüldüğü zamanlarda nasıl bir davranış sergilenmeli. Genç oyunculara bu konuda neler tavsiye edersiniz?

C.Ö: Altyapı ile A takım seviyesi farklı. Altyapı dönemimde bende gergin bir oyuncuydum. Önce bir beş – on saniye kendilerini dinlesinler. Benim hatam neydi? Diye bir kendilerine sorsunlar. 

 

 

P.K: Sürekli deplasman seyahatleri oluyor. Bu aile hayatınızı nasıl etkiliyor?

C.Ö: Ben iki senedir eşim ve çocuğumdan ayrı şehirde yaşıyorum. Ben onların düzenini çok fazla bozmak istemedim. Çünkü benimle birlikte şehir değiştirseler bile o şehirde pek kalmıyoruz.

 

P.K: Oğlunuzun spor tarafına mı sanat tarafına mı yönelmesini istersiniz?

C.Ö: Spor tarafını tercih ederim. Ama bu tercihi yaparken de bir müzik kulağı olsun isterim. Keyif alarak spor yapsın. İnşallah böyle olur. Benim hiçbir zorlamam olmaz.

 

P.K: Oğlunuzu tribünde görmek nasıl bir duygu?

C.Ö: Çok güzel bir duygu. Bu hayalini kurduğum şeylerden bir tanesiydi. İnşallah o da sporcu olur bende onu izlerim diye düşünmek de çok güzel. Şu an çok farkında değil. Daha 6 – 7 aydır dikkatle izliyor.

 

P.K.:Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederiz.

C.Ö.:Rica ederim.

 

Röportaj: Pelin Kuzu

Fotoğraflar: Murat Öztürk – Ebru Erdoğan